Dünya Gıda Günü

16 Ekim Dünya Gıda Günü

Teknolojik gelişmeler ve yenilikler, etik değerlere tutunduğumuzda amaçlarına ulaşacaktır. 

Ekim ayı ile birlikte, bir kez daha insanların açlık, gıdaya erişim sorunları ve çözüm önerileri ile ilgili olarak daha yoğun düşündüğümüz, ortak akıl oluşturmaya çalıştığımız o özel güne geldik; Dünya Gıda Günü! Her yıl yeni bir temayla farkındalık ve duyarlılık yaratılmaya çalışılan bu özel günün 2026 yılı teması “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle”. Bilim temelli, adil, erişilebilir, çevreyi ve ekolojik dengeleri gözeten yenilikler daima ulaşılması gereken hedefler olarak görülebilir. Son 10-15 yılda dünya çok yüksek ivmeli teknolojik ve bilimsel yeniliklere tanık oldu ve olmakta.  Dijitalleşme ve yapay zekâ ile anılan yepyeni bir dönemdeyiz. Birincil üretimden fabrikalara ve dağıtıma kadar gıdaların üretimde bu yeni teknolojilerden yararlanılıyor. Artık pek çok riski önceden görmeye ve erken önlem almaya yönelik sistemler geliştiriliyor.

Ancak BM’in yıllar bazında açlık verilerine bakıldığında küresel nüfusun yaklaşık % 8’inin hala açlıkla mücadele ettiğini görüyoruz. Bu yüzdenin en azından son beş yıldır ancak virgülden sonraki hanelerde değişiklik gösterdiğini de üzülerek izliyoruz. Dünyanın belli bölgelerinde refah ve israf varken, Asya ve Afrika açlıkla mücadele etmeye devam ediyor. Açlık ve kronik beslenme yetersizliği ile karşı karşıya olan yaklaşık 673 milyon kişinin yaklaşık 309 milyonu Afrika’da, 292 milyonu ise Asya’dadır. Bir başka deyişle açlık çekenlerin % 89’u bu bölgelerdedir.

Gıdaya erişimin önündeki başlıca engeller, coğrafi dezavantajlar ve dünyanın herkese yetecek kaynaklarının adil biçimde paylaşılmaması değil, şüphesiz. Uluslararası hukuka açıkça aykırı olmasına rağmen gıdaların silah olarak kullanıldığına tanık oluyoruz. BM, Gazze’de ve Sudan’da kıtlığı resmen teyit etmiş durumda. FAO’nun 2026 yılı Dünya Gıda Günü dokümanlarına bakıldığında, günümüzde gıda krizinin en büyük tetikleyicisinin dünya genelindeki çatışmalar olarak tespit edildiğini görüyoruz. Yenilikler ve teknolojik gelişmeler, yaşanan savaşları, soykırımları aşamıyor.

Dünyada gıdaya erişim sorunlarının nedenlerine baktığımızda, gerçekte sorunun ne sadece teknolojik ne iklimsel ne de coğrafi olmadığını; sorunun ağırlıkla etik olduğunu açıkça görmekteyiz.

Böylesi koşullar altında yeniliklerin bu sorunları nasıl çözeceğini sormak bir insani sorumluluk haline geliyor. Konu açlık ve yetersiz beslenme olunca teknolojide veya yaşam koşullarında yapılacak yeniliklerin küresel düzeyde gıda güvencesizliğine çare olamayacağı görülüyor. Bilim ve teknoloji, gıdaya erişimin artmasında, sürdürülebilirliğin sağlanmasında etken olabilir. Ancak gelişmelerden adil biçimde yararlanılmasının sağlanması için sosyoekonomik, politik, kültürel etkilerinin iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Söz konusu yeniliklerden kimler yararlanıyor? Yeni teknolojilerin sahipleri kimler? İstihdam ve refah düzeyi toplumun farklı katmanlarında nasıl etkileniyor? Dezavantajlı gruplar varsa, onların insani koşulları nasıl sağlanıyor veya sağlanacak?

Gıdaya erişimde yaşanan sorunların çözümünü sağlamak üzere atılabilecek pek çok adım olduğu şüphesizdir. Ancak tüm bu doğru adımlar, sadece etik değerlerle birlikte adil ve amaca yönelik gelişmeler haline dönüşecektir. Yaşanmakta olan savaşlar, eşitsizlikler, sınır tanımayan rant hırsı, neoliberalizm gibi insana, doğaya ve ekolojik dengelere değer vermeyen ortam sürdükçe yeniliklerden beklenen olumlu gelişmelerin gerçek hayata yansıması mümkün olamayacaktır.

Tarım ve Gıda Etiği Derneği (TARGET) olarak, etik konusunda farkındalık ve duyarlılığı arttırma yönünde çalışmaya devam edeceğimizi bildirir; etik değerlerin peşinde açlığın, eşitsizliğin olmadığı dünya gıda günlerinde buluşma umudumuzu paylaşırız. 

Tarım ve Gıda Etiği Derneği (TARGET)

Yönetim Kurulu